25° Açık
  • EURO
  • DOLAR

Umut ORAN’dan Flaş Açıklama!

CHP’de Kurultayın toplanmasına günler kala , CHP’li Umut Oran çarpıcı açıklamalardan bulundu.

Türkiye Siyaseti - Temmuz 17, 2020 15:49 A A

Kurultay’da herhangi bir göstermelik yarışın parçası olunmasını yanlış bir tavır olarak değerlendirdiğini ifade ederek Kurultaya kesinlikle katılmayacağını ifade eden CHP’li Oran flaş açıklamalarda buludu.

Cumhuriyet halk Partisi’nin tüm içeriği “açılış-seçimler-kapanış” olan bir “Şipşak Kurultay”a gitmesini sert bir dille eleştirerek, Kurultaya katılmama kararı aldığını ifade eden Oran, Delegeleri de önemsizleştiren Şipşak Kurultay ısrarı partiye zarar veriyor. CHP’nin eski milletvekili olarak, Partinin eski bir yöneticisi, Enternasyonal’in eski yöneticisi olarak davet edilmediğim, konuşma hakkımın dahi olmadığı Kurultaya katılmayı doğru bulmuyorum. Demokrasicilik oyununun parçası olmayacağım. Kurultayda herhangi bir göstermelik yarışın parçası olunmasını da yanlış bir tavır olarak değerlendiriyorum. Doğal olarak bu kurultayda hiçbir biçimde adaylığım da söz konusu olmayacaktır. Mevcut CHP üst yönetimini kendi yanlışlarıyla baş başa bırakıp, tarihin herkes hakkında vereceği hükmü beklemeyi uygun görüyorum. Kimsenin kuşkusu olmasın daha iyi bir Türkiye için, daha güçlü bir CHP’yi yaratacağız. CHP içindeki bu değişimi de er ya da geç yapma azim ve kararlılığıyla çalışmalarımıza devam edeceğiz diyerek kurultaya dair görüşlerini açıkladı.

Umut Oran,  yaptığı yazılı açıklamada şunları ifade etti:

Cumhuriyet Halk Partisi, kurtuluş mücadelesi veren ve devlet kuran kadroların partisi olarak, yaklaşık 100 yıllık bir geleneği temsil etmektedir. Kurucu parti olması sebebiyle, aldığı oy oranlarından bağımsız olarak siyasal alanda büyük bir etkinliğe ve ağırlığa sahiptir. CHP, baraj altında da kalsa tek başına iktidar da olsa “denge oluşturucu” parti olma özelliği asla değişmeyecektir. Bu özgün durumu sebebiyle, her yaştan Cumhuriyet çocuğu için CHP, büyük Türk devriminin ve Türkiye Cumhuriyeti’ni gelecek kuşaklara geliştirerek taşıma görevinin de tek başına sahibidir. Bu görev, Genel Başkanlardan da parti yöneticilerinden de bağımsız olarak kuşaktan kuşağa aktarılan kutsal bir vazifedir. Doğaldır ki Cumhuriyetimizi ilelebet yaşatmak için CHP’nin “tek başına iktidar olması” ve “Cumhuriyet çocuklarının yüzünü güldürmesi gerekmektedir.

Ancak özellikle 18 yıllık AKP iktidarında, CHP geleneğine ve fedakâr seçmenlerinin taleplerine aykırı olarak “iktidar bloğu referans alınmış, parti içi demokrasi tüzük ve yönetmelikler eliyle zaafa uğratılmış, üyelerin ve seçmenlerin karar alma süreçlerine katılımları engellenmiş ve ittifak zorunluluğu bahane edilerek partinin kendi yol ve çizgisini oluşturması sürekli olarak engellenmiştir.

Gelinen noktada, 18 yıldır tek başına iktidar olmayı başaran AKP’ye karşı hiçbir mevzi kazanılamadığı gibi, rejim de değişmiş ve devlet tüm kurum ve kurallarıyla beraber “Yeni Türkiye” isimli bir anlayışın hâkimiyeti altına sokulmuştur.

İktidarın Hukuk Tanımazlığına Boyun Eğmek Siyaset Üretmek Değildir

İktidar bloğu, rejimi değiştirene kadar yargı, Türk ordusu ve örgütlü toplum kesimleri başta olmak üzere, tüm devlet kurumlarını ve muhalefet potansiyeline sahip kesimleri “düşman” olarak kodlamaktan geri durmamış; Anayasa Mahkemesi kararları başta olmak üzere yargının neredeyse tüm kararlarını “hukuksuz bir şekilde” tartışma konusu yapmıştır. Yasama, yürütme ve yargı üzerinde tam hâkimiyet sağlanmasının ardındansa gerek kumpas davalarıyla gerekse de “mühürsüz oyların geçerli sayılması gibi” hukuk dışı uygulamalarla tam bir baskıcı yapıya bürünmüştür. Tüm bunlar olurken muhalefet bloğunun “aman bizi suçlamasınlar” ana başlığı altındaki tepkisizliği, Cumhuriyet kurumlarının tasfiyesini hızlandırmak dışında bir sonuç doğurmamıştır. Samimi Cumhuriyet çocuklarının tüm uyarılarına rağmen her türlü yasa dışılığa “boyun eğme” davranışı kitlelere “büyük strateji” olarak pazarlanmıştır. Oysa tarihin hiçbir döneminde rakip partinin her türlü zorbalığını kabul ederek iktidar olabilen bir parti görülmemiştir.

CHP, Kendi Tabanına Rağmen İktidarın Yeni Düzenine Uyum Sağlamıştır

Parti tabanını genişletmek, üye sayısını arttırmak, örgütlenme faaliyetlerine ağırlık vermek, öz evlatlarıyla ve öz değerleriyle siyaset yapmak yerine CHP üst yönetimi, Ekmeleddin Faciasında, dokunulmazlıkların kaldırılmasına onay verme ve açık hukuk ihlallerini sineye çekme konularında iktidarla uyum içinde pozisyon almaktan asla çekinmemiştir. Yaşanan onca seçim yenilgisine rağmen “başarısızlıklar” göz ardı edilmiş ve her seçim sonrasında fatura il-ilçe başkanlıkları başta olmak üzere tüm örgüte kesilmiş, ancak üst yönetim kadrolarında “sorumluluk üstlenen” görülmemiştir. Ancak son yerel seçimde Büyükşehir Belediye Başkanlıklarının kazanılmasındaki tüm başarı ise “CHP üst yönetimi” tarafından sahiplenilmiştir. Oysa kazanılan belediye başkanlıklarının asıl mimarları başta CHP örgütleri ve seçmenleri olmak üzere, belediye başkan adaylarının bireysel çalışmalarıdır. Alınan belediye sayısının artmasının bir diğer sebebi de iktidar bloğunun kendi iç çelişkilerinin yükseldiği bir dönem yaşamış olmasıdır. Bu açık gerçek ortadayken parti üst yönetiminin tüm hikâyeyi “Genel Merkez odaklı bir zafer olarak yansıtması” tam anlamıyla haksızlıktır. Zira 18 yılda kaybedilen tüm seçimlerin sorumlusu ana kademe yönetimi değilse son yerel seçimdeki kısmi başarının sahibi de ana kademe yönetimi değildir.

CHP Üst Yönetimi Kitlelerin Taleplerini Göz Ardı Etmeye Devam Ediyor

Ancak her şeye rağmen, yerel seçimlerde bir başarı olduğu kabul edilse de bu başarının “köklü sonuçlar doğurabilmesi için” yapılması gereken pek çok yenilik vardır. Bu yeniliklerin ilki “özeleştiri mekanizmaları” oluşturmak ve geçmişten ders almaktır. Üzücüdür ki dünyanın Covid-19 pandemisi yaşadığı, Türkiye’nin tarihin en büyük ekonomik krizlerinden birinin ortasında olduğu,  iktidar bloğunun tüm gücüyle kendinden olmayana saldırdığı bir dönemde tüm içeriği “açılış-seçimler-kapanış” olan bir Kurultay’a gitmektedir. Partinin en yüksek karar alma organı olan Kurultay’ın ve Kurultay Delegelerinin bu derece “önemsizleştirilmesi” hem parti geleneğimize aykırıdır hem de yaşanan gerçeklikleri hiç anlamamak demektir. Her yaştan Cumhuriyet çocuğunun sonu gelmez kaygılar ve korkular içinde olduğu bir dönemde 1.370 kurultay delegesini bile sağlıklı bir ortamda bir araya getiremeyecek bir Kurultay’ın “yangından mal kaçırır gibi” yapılmak istenmesi anlaşılır bir durum değildir. Partiye ömrünü vermiş eski milletvekillerinin, yöneticilerin, parti üyelerinin ve halkın katılamayacağı bir Kurultay’dan beklenebilecek bir “yapısal çözüm” yoktur. Bu haliyle Kurultay, kitlelerin taleplerine cevap bulmaktan uzak olacaktır.

Kurultay Israrı Partiye Zarar Veriyor

O halde Korona salgınının ortasında, hiçbir önemli konuyu konuşmadan Kurultay yapma ısrarının sebebi ne olabilir? Bu sorunun “fırsattan istifade” etmek dışında bir sebebi görünmemektedir. Ancak anti-demokratik tüzük ve yönetmelik değişikliklerinin ardından Kurultay’ın da “anlamından” uzak bir şekilde ele alınması, parti tabanında mevcut olan rahatsızlıkları arttırmaktadır. CHP’nin fedakâr örgüt üyeleri ve seçmenleri kendilerini “yalnız, değersiz ve hırpalanmış” hissetmektedir. Yükselen bir “siyasi hesaplaşma” eğilimi Anadolu’yu dolaşan her partili için kolaylıkla görülebilecek bir tepkiye dönüşmüştür. Tüm hayatını CHP’ye adamış aileler ve çocukları, ciddi bir zihinsel kopuş yaşamaktadır. Bugüne kadar iktidar bloğuna yönelmiş olan öfke, artık parti içine ve yönetimine de kaymış durumdadır. Beklentilerle, yaşanan acı deneyimler, yarınlar için kaygı verici olmanın ötesinde “yıkıcı bir tepkinin” habercisidir. Ancak tüm bu sorunlara rağmen “şip şak” Kurultay ısrarı, partiye tahmin edilemeyecek kadar zarar verme kabiliyetindedir. Mevcut koşullarda neredeyse hiçbir üyenin kendisini delegelere tanıtamayacağı ve aday olmak için gereken imzaları asla toplayamayacağı bir Kurultay’ın bugüne kadar biriken sorunları arşa çıkaracağı bilinmelidir.

CHP İç Cephesini Birleştiremezse İktidar Alternatifi Olması Mümkün Değildir

İl ve ilçe kongrelerinde “tek aday dayatması” büyük kırgınlıklara sebep olmuştur. Kongrelerde görev alacak “divan başkanlarının dahi” Genel Merkez’den tespit edilmesi, parti örgütlerini yaralamıştır. Çarşaf liste yerine hemen her yerde “blok liste” uygulamasının yapılması parti tabanında “tek sesli, tek renkli, tek fikirli” bir yönetim oluşturulmak istendiğine dair büyük kuşkular yaratmıştır. Benzer şekilde “kavga görüntüsü vermemek bahanesiyle”, partinin yararına gördüğü fikirleri beyan eden herkese gösterilen “ihraç sopası” tabanın tüm enerjisini yok etmiştir. Gelinen noktada parça parça olmaya doğru giden bir taban oluşmuştur. Oysa rejimin değiştiği ve CHP’nin artan şekilde “hedef haline getirildiği” bir ortamda parti tabanının “birleştirilmesi yani seferberlik ruhuyla tüm Cumhuriyet çocuklarının ortak mücadeleye dâhil edilmesi” dışındaki her yol iktidar mücadelesinde geriye düşmek anlamına gelecektir.

Bunca Yanlışın Bir Parçası Olmak İstemiyorum

Gelinen nokta, 100 yıllık şanlı tarihimize yakışmayan bir dayatmayla karşı karşıya olunduğunu göstermektedir. Bu nedenle;

-Tabansız, örgütsüz, halksız bir Kurultay’ın, hem de pandemi koşulları altında yapılmasını doğru bulmuyorum.

-Kimsenin partinin geleceğine dair söz söyleme hakkına sahip olamayacağı bir “parti içi seçim Kurultayını” doğru bulmuyorum.

-Partiye ömrünü vermiş sembol isimlerin davet edilmediği bir Kurultay ortamına katılmayı doğru bulmuyorum.

-Ama en önemlisi “demokrasi görüntüsü altında” bir dayatmanın parçası olmayı da doğru bulmuyorum.

-Bu anlamda eski bir milletvekili, eski bir Genel Sayman, eski bir Genel Başkan Yardımcısı, Sosyalist Enternasyonal Eski Başkan Yardımcısı olmama rağmen “davet edilmediğim ve konuşma hakkımın dahi olmadığı” bir Kurultay’a katılmayı da doğru bulmuyorum.

Kendisini sadece ve sadece Cumhuriyet Halk Partisi’ne, Türkiye Cumhuriyeti’ne ve büyük Türk milletine karşı sorumlu hisseden bir parti neferi olarak, hiçbir önemli sorunu çözme amacı taşımayan 37.Olağan Kurultay’da herhangi bir “göstermelik yarışın” parçası olunmasını da yanlış bir tavır olarak değerlendiriyorum. Doğal olarak bu kurultayda hiçbir biçimde adaylığım da söz konusu olmayacaktır.

Parti Yönetimini Yanlışlarıyla Baş Başa Bırakıyorum

Bu itibarla, mevcut CHP üst yönetimini kendi yanlışlarıyla baş başa bırakıp, tarihin herkes hakkında vereceği hükmü beklemeyi uygun görüyorum. Bu tavrımın da tek güç kaynağım olarak gördüğüm Cumhuriyet çocukları tarafından “her yönüyle anlayışla karşılanacağını biliyorum.”

Ancak dava arkadaşlarımla aldığım bu karar, Türkiye Cumhuriyeti’ni ilelebet payidar kılmak ve Cumhuriyet Halk Partisi’ni tek başına iktidara taşımak iddiamın sonu değildir. Kimsenin kuşkusu olmasın daha iyi bir Türkiye için, daha güçlü bir CHP’yi yaratacağız. CHP içindeki bu değişimi de er ya da geç yapma azim ve kararlılığıyla çalışmalarımıza devam edeceğiz. Her gün güneşin doğduğunu gördüğüm gibi Cumhuriyet Halk Partisi’nin bu karanlık günleri de mutlaka aşacağını görüyorum. Üyesinden seçmenine kadar her bir Cumhuriyet çocuğuna bir kez daha hatırlatmak istiyorum: Başaracağız! Haklı olduğumuz bu davayı bir gün mutlaka biz kazanacağız. Yılmayacağız, geri adım atmayacağız ve hem CHP’yi hem de Türkiye Cumhuriyet’ini hep birlikte “hak ettiği yere taşıyacağız.” O gün geldiğinde tarihin bu günlere dair verdiği hükmü de herkesin yüzüne karşı okuyacağız!

 

Türkiye Siyaseti - 15:49 A A
BENZER HABERLER

HABER LİSTESİ

  • 01
    Çin’de bunya virüsü alarmı:
    Corona virüsüyle mücadele sürerken Çin’den korkutan bir haber daha geldi. Ülkede kene ısırığıyla bulaştığı düşünülen virüs nedeniyle şu ana kadar 7 kişinin hayatını kaybettiği, 60 kişinin de enfekte olduğu bildirildi.
  • 02
    İYİ Parti’den Bahçeli’ye jet yanıt
    İYİ Parti Kurucular Kurulu üyesi Ümit Dikbayır, partisinin Genel Başkanı Meral Akşener’e “Evine dön” çağrısı yapan MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’ye çok sert yanıt verdi: Biz zaten evimizdeyiz… Başkalarının kuyruğuna takılıp, evin yolunu kaybedenler düşünsün!
  • 03
    Bahçeli’den Akşener’e Bomba Çağrı
    Muharrem İnce’nin CHP’den ayrılıp parti kuracağı yolundaki iddialar siyasetin gündemini meşgul ederken, son flaş açıklama MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’den geldi. İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’e sürpriz bir çağrı yapan MHP lideri, Akşener’in Ayasofya konusunda farklı bir tutum takındığını savunarak, şöyle konuştu: “Sayın Akşener’in böyle gitmeyeceğini, böyle ittifak olmayacağını, olsa bile bir ayağının çukura düştüğünü görüp derhal ve çok kısa süre içinde evine dönmesi doğru ve tutarlı bir davranış olacaktır.”
  • 04
    Malatya’da Şiddetli deprem! Adıyaman’da da hissedildi…
    Malatya Pütürge’de deprem meydana geldi. AFAD, depremin 8.16 kilometre derinlikte gerçekleştiğini duyurdu. Taşmış Muhtarı Müslüm Endes, “Mahallede yıkılan toprak evler var. 4-5 toprak ev yıkıldı” dedi. Depremin çevre illerden de hissedildiği bildiriliyor. İşte AFAD ve Kandilli Rasathanesi’ne göre son depremler ve Malatya depremine dair detaylar…
  • 05
    GENÇLER VE GELECEK
    Günümüzde insanların birbirleriyle olan diyaloglarında bir iletişim sıkıntısı olduğunu görüyoruz. Bu sıkıntı o kadar büyük bir sıkıntı halini aldı ki artık anormal olanın doğru gibi algılandığı bir dönem yaşıyoruz. Bu o kadar büyük bir sıkıntı ki ülkeyi yöneten siyasilerden işadamlarına köşe yazarlarından dağdaki çobanına kadar sirayet etmiş bir hastalık… Ne oldu da ecdadın o tatlı […]
Lig Seçiniz
TAKIMLAR O G B M A Y Av P
1.M.Başakşehir34209463 313269
2.Trabzonspor341711574 413365
3.Sivasspor34179754 351962
4.Beşiktaş341851056 401660
5.Galatasaray341510853 351857
6.Alanyaspor34159958 352356
7.Fenerbahçe341481155 451053
8.Antalyaspor3411111139 50-1146
9.Gaziantep FK3410131048 50-245
10.Kasımpaşa341171550 56-643
11.Göztepe341091441 48-742
12.Gençlerbirliği34991539 53-1436
13.Konyaspor348121334 49-1536
14.Denizlispor34981631 47-1635
15.Ç.Rizespor341051837 54-1735
16.Yeni Malatya34881744 50-632
17.Kayserispor34881739 70-3132
18.MKE Ankaragücü346111630 56-2632

HAVA DURUMU

6 Ağustos 2020 PERŞEMBE
25°
  • CUM 34.9°
  • CTS 34.3°
  • PAZ 32.6°